umut sarıkaya – mont beni

tedarikliyim diye sevindim durdum
sıcağı görünce yandım kavruldum
mecnun oldum çöllere savruldum
kırk kapıya muhtaç eyledi mont beni…

bir garip ercanım bu dünyada konar göçerim
gâhi ağlar, gâhi gülerim
mont elde diyar diyar gezerim
onulmaz dertlere saldı mont beni…

…oha! bütün gün elde mont taşıya taşıya erdim lan… çilelerin en büyüğüymüş gerçekten. erdim be!! yuppiii!!

umut sarıkaya – montla sıç

– abi kız arkadaşımdan ayrıldım, çok mutsuzum. yaşadığım her an, her dakika bana ızdırap gibi geliyo. ühühü böyle çile görmedim.
+ montla sıç!!
– ne? abi ne diyosun? zaten acılıyım seviyorum abi.
+ sıç!
+ montla sıç!

………………

– harbiden de mutsuzlukların ızdırapların en kötüsüymüş. çok mutsuzum şu an.. aşk acısından eser kalmadı. şu anda hayatta daha büyük dertlerim var. toplan be mont! değme göte be!

umut sarıkaya – ergen isyanı

– ya gitmiycem halamgile filan, evde oturacam… okumayacam da, çöpçü olucam.. var mı lan var mı be ?!!
+ (merhaba, ben ünlü anarşist teorisyen bakunin. beni bilen bilir, bilmeyene şöyle açıklayayım.. isyanın kitabını yazdım, başkaldırının şahı değil adeta şahbazıyım, ama ergen isyanından tiksindiğim kadar hiçbir şeyden tiksinmedim.. şuna bak kapıları çarpmalar filan, hayvan çocuğu gibi bağırıyor, orantısız büluğ..)
+ yabani gibi evde durma, hala oğlun erkan var, onla oynarsın gel..

yiğit özgür – fehmi

+ yav fehmiye bi haller olmuş, gördün mü kenan abi.. böyle bi çalımlar falan… iki kuruş para bulunca havalara girmiş.
– hayvanoğlu hayvan.
+ abi selam bile vermiyo adam…
– eşşek herif…
+ sen nereye abi? eve mi gidiyosun?
– köpek…
+ abi sen..
– şerefsiz…
+ abi sen bana mı diyosun?
– sana diyorum tabii öküz.. ödesene lan borcunu!!
+ abi sana da bi haller…
– sus be!…